Interview de la Consule générale dans le quotidien Milliyet, 4 mars 2016

‘Eşitlik yerine paylaşım olmalı’
Fransa’nın İstanbul Başkonsolosu Muriel Domenach, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde verecekleri resepsiyonda Fransız Sarayı’nın kapılarını tüm kadınlara açacaklarını söyledi

‘Eşitlik yerine paylaşım olmalı’

Dünyayı kadınlar yönetse, her şey çok farklı olurdu diyenlerden değilim. Zira bir ülkeyi ya da küçük bir işletmeyi yöneten her kadın çok büyük anlam taşıyor. Özellikle de bu kadınların bir aileyi yönetmeleri, çağdaşları ve bir sonraki nesil kadınlar için çok önemli bir örnek teşkil ediyor.Bu kadınlardan biri de Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle, 8 Mart Salı günü saat 19.30’da Fransız Sarayı’nın kapılarını Kadınlar günü resepsiyonu için açacak olan Muriel Domenach.

Kadınlar Günü öncesi ziyaret ettiğim Fransa’nın İstanbul Başkonsolosu Muriel Domenach ile samimi bir sohbet gerçekleştirdik.

- İstanbul hakkında ne düşünüyorsunuz ?

İki buçuk yıldır İstanbul’dayım. Bu şehrin enerjisini, yorgunluğunu ve trafiğini gündelik hayatta yaşamaya alıştım. Artık kendimi bu şehrin parçası gibi hissediyorum. Ama üç çocuk annesi olarak, insanların çocuklara karşı müthiş ilgisi ve yakınlığı beni çok etkiliyor.

- Başkonsolos olarak yaptığınız çalışmaların odağında ne var ?

Yaptığım çalışmaların amacı Fransız kültürünü ve günümüz Fransa’sını Türklere doğru bir şekilde anlatmak. Hatta bunu Twitter hesabımdan Türkçe paylaşımlar yaparak da destekliyorum.

- Fransız Sarayı’nın kapılarını ilk siz halka açtınız. Bunun amacı neydi ?

Kültürel Miras Günleri çerçevesinde sarayın kapılarının bir günlüğüne halka açmamız, Fransa’da 30 yıldır uygulanan ve 50 kadar ülkeye yayılmış bir geleneğin parçası. Amacımız, kültürel ve tarihe dayalı mirası vatandaşların benimsemesini sağlamak ve tanımayanlara tanıtmak.

- Yaptığınız diğer etkinliklerden bahseder misiniz ?

Başkonsolosluk görevine başladığım günden itibaren Türkiye’deki sosyokültürel gruplara eşit yakınlık gösterdik. Ramazan ayında Caz Festivali kapsamında Ankara’daki Fransız Büyükelçiliği’nde ilk, İstanbul’daki Fransız Sarayı’nda ise ikinci kez iftar sofrası kurduk.

Ramazan geleneğinden yola çıkarak kültürel bir etkinlikle, çeşitliliği ve kardeşliği vurgulamak amacıyla düzenlenen iftar yemeklerinin Fransa’daki özgürlük ve birleşme ilkesi olan laikliği çok iyi anlattığını düşünüyorum. Fransız Sarayı’nda gerçekleştirdiğimiz etkinlikler içinde en ‘tatlı’sı diyebileceğimiz Journée Pâtisserie et Boulangerie (Pastacılık ve Fırıncılık Günü), ekim ayında gerçekleşmişti. Fransa’nın usta olduğu alanları Türk kültürüyle köprü kuracak şekilde kurgulamaya çalışıyorum. Pastacılığın ve fırıncılığın Türkler ve Fransızların çok güçlü olduğu ortak bir alan olduğunu düşünüyorum.

- Türkiye’deki kadın algısı hakkında neler düşünüyorsunuz ?

Kadın Türkiye’deki kutuplaşmanın ve aynı zamanda bu kutuplaşmanın çözülmesinin de kalbinde. Türkiye’de kadın konulu tartışmaların çoğu kadının bedeni ve örtünmesi üzerine odaklı. Örtünen ve örtünmeyen kadınların birbirlerine karşı tavırları da kutuplaşmanın ciddiyetini gözler önüne koyuyor. Konservatif çevrelerde yetişen kadınların modern hayatın içine karışarak daha aktif bir rol almalarını da Türkiye’nin ekonomik gelişmesinin bir sonucu olarak görüyorum.

‘Kendimi çalışmadan düşünemiyorum’

- Sizin için çocuk mu kariyer mi ?

Benim üç çocuğum var. Fransa’da üç ve daha fazla çocuk çok normal. Türkiye’deyse üç çocuğum olduğunu duyanlar çok şaşırıyor. Bunun da tamamen algıyla ilgili olduğunu düşünüyorum. Kendimi ne çocuksuz, ne de çalışmadan düşünemiyorum.
Çocuk sahibi olmak, birçok şeyi aynı anda düşünebilmeye ve planlayabilmeye yarıyor. Kadınların evde her şeyi yapma konusunda daha esnek olmaları gerekiyor. Erkeklerin de kadına ev içinde destek olması modern dünyanın bir kuralı. Bence kadın erkek eşitliği özel hayatta yani evde başlıyor. Burada da en büyük iş kadınlara düşüyor. Eşitlik bir kimlik olmamalı. Cinsiyetler arasında eşitlik yerine paylaşım diyenlerdenim.

- Dünya Kadınlar Günü kapsamında ne tür etkinlikler planlıyorsunuz ?

Dünya Kadınlar Günü’nde ‘Garde d’enfant’ yani çocuk bakımı konusunda seminer ve Fransız Aktrisler sergisi gerçekleştireceğiz. Etkinliklerde de kapılarımız her kesimden kadına eşit şekilde açık olacak. Hatta 8 Mart akşamı Fransız Sarayı’nda sadece kadınlara açık bir resepsiyonumuz olacak.

Röportaj : Bihter AYYILDIZ

publié le 07/03/2016

haut de la page