Le Monde gazetesi, dünkü sayısında, 13 Kasım saldırılarında hayatını kaybeden, Türk ve Belçika vatandaşı Elif Doğan’ın anısına bir yazı yayınladı.

Le Monde gazetesi, dünkü sayısında, 13 Kasım saldırılarında hayatını kaybeden, Türk ve Belçika vatandaşı Elif Doğan’ın anısına bir yazı yayınladı.

Yazının, Türkçe tercümesi için Serengül Gökdemir’e teşekkür ederiz.

Tam manasıyla ehlizevk Elif Doğan

Keskin, yumuşak bir bakışı, güzel kahverengi saçları ve özellikle de bir yaşama sevinci vardı. Elif Doğan arkadaşı Milko Jozic ile hayatının baharında vuruldu. Ümit edelim ki, tercihen doğal şarap kadar, elinde bir kırmızı şarap kadehi la Bonne Bière’in terası tutkusu olsun.
Geriye dönüp bakıldığında kendisinin Facebook sayfası, katillerine bir meydan okuma olarak görünüyor. Sayfasında « şarap içiniz ve mutlu yaşayınız » « Loire (*ndTR) bölgesini) yabana atmak özür sayılamaz » gibi mesajlar yayınlamış.
Paris’te birkaç kez kaldıktan sonra, iki âşık, Ekim ayı başlarında Canal Saint-Martin yakınlarına yerleşmek üzere Belçikadan ayrılmışlardı. Çiftin yakın arkadaşlarından biri Sébatien Bovy , Elif’in anne babasının Türkiye’den gelip yerleştiği bu topraklardan çok uzun süre ayrıldığında, Wallonie bölgesinin tekdüzelik, kasvet ve ince yağan yağmurundan kaçmak için değil de, hasretini çektiği "Belli bir yaşam tarzı zevkinden istifade etmek, sofra ve iyi şarap kültürünü arttırmak "olduğunu anlatıyordu.
Bunu yaparken yine de belirli bir organizasyon duygusu ile yapma çabasındaydı. Belçikada şarap kurslarına katıldıktan sonra, bir bilgisayar firmasında beyin avcısı olarak görev yapan 27 yaşındaki bu Liejli’nin zaten iyi tasarlanmış bir planı vardı. « Paris’e ilk geldiğinde, bana şöyle söyledi : 45 restoranı gezmek, ve farklı 58 şarap çeşidini tatmak zorundayım. Hayali, Liège’de eski bir evi yenileyerek onu bir şarap barı haline dönüştürmekti ». diyor Sebastien. Kaybettiği arkadaşının güneş gibi, düzenli olduğu kadar da cömert olduğunu belirtiyor. « Rahatsız edici olmadan yüzsüz olmayı becerebilen » Elif’in onu öksüz bıraktığından beri teselli edilemeyen ve Liège yakınlarındaki Notre-Dame de Jupille Enstitüsünün sıralarından sırdaşı, Catherine Bomboir, « En çok bahşişi her zaman o bırakırdı » diye devam ediyor. Arkadaşını « tam manasıyla bir ehlizevk olarak tanımlayan Catherine « içinden geldiği gibi davranan, son derece samimi, matraktı. O hiç bir şeyi diğerleri gibi yapmazdı örneğin arkadaşlarının birinin oğlunun vaftiz annesi değil de, vaftiz babasıydı » diye ilave ediyor. « O pırıldayan ışıl ışıl biriydi. Tanıştığı her kişinin hayatında önemli bir yeri vardı » diyor arkadaşlarından bir diğeri Emilie Casman. Laure Aendekerk için ise « Elif benim en güzel dişil vuslatımdı ; bir dostane yıldırım gibiydi » diyerek tamamlıyor cümlelerini.
Baudoin Galler ise « haberi » New York’ta almış. « Dans ederken gömleğimi yırtıktan sonra Elif’in bana hediye ettiği bir atkıyı takıyordum. ». O sırada ona kendimi biraz daha yakın hissetmek için, ben de o atkıyı boynumun çevresinde çok sıkıca sıktım.” diye anlatıyor.
Cyril Bensimon
10 Aralık 2015

publié le 11/12/2015

haut de la page