Portrait d’Elif Doğan (turco-belge), une des victimes des attentats du 13 novembre, dans le Monde du 10 décembre

Elle avait un regard doux, perçant, une belle chevelure brune et, surtout, de la joie de vivre à revendre. Elif Dogan a été fauchée dans la fleur de l’âge avec son compagnon, Milko Jozic. Espérons qu’à la terrasse de la Bonne Bière, elle avait un verre de rouge à la main tant le vin, naturel de préférence, était sa passion. Sa page Facebook ressemble a posteriori à un défi lancé à ses assassins. Elle y avait posté des messages tels que « Buvez du vin et vivez joyeux » ou « Nul n’est censé ignorer la Loire ».

Après plusieurs séjours à Paris, les deux amoureux avaient quitté la Belgique pour poser leurs valises début octobre, aux abords du canal Saint-Martin. Non pour fuir la grisaille et le crachin de la Wallonie, dont Elif se languissait lorsqu’elle s’absentait trop longtemps de cette terre où ses parents, venus de Turquie, s’étaient installés. Mais pour « profiter d’un certain art de vivre et permettre à Elif de renforcer ses connaissances des bonnes tables et du bon vin », raconte Sébatien Bovy, l’un des proches amis du couple.

Profiter, certes, mais avec un sens certain de l’organisation. Après avoir suivi des cours d’œnologie en Belgique, cette Liégeoise de 27 ans, employée comme chasseuse de têtes dans une société d’informatique, avait déjà un plan bien élaboré. « Quand elle est venue pour la première fois à Paris pour un mois, elle m’a dit : je dois faire 45 restaurants et goûter à 58 vins différents. Son rêve était de retaper une maison à Liège pour y ouvrir un bar à vins », confie Sébastien. Son amie perdue, dit-il, était une personne solaire, aussi généreuse qu’organisée. « C’était toujours elle qui laissait le plus de pourboire », poursuit Catherine Bomboir, sa confidente depuis les bancs de l’Institut Notre-Dame de Jupille, près de Liège, inconsolable depuis qu’Elif, « la culottée sans être désobligeante », l’a laissée orpheline.

« Elle était spontanée, d’une franchise implacable, drôle. Elle était la parraine, et non la marraine, du fils d’un de ses amis, car elle ne faisait rien comme les autres », dit encore Catherine, qui définit son amie comme « une épicurienne sans abus ». « Elle était pétillante, scintillante. Elle avait une place essentielle dans la vie de toutes les personnes qu’elle rencontrait », déclare Emilie Casman, une autre de ses amies. Pour Laure Aendekerk, « Elif était ma plus belle rencontre féminine. Ce fut comme un coup de foudre amical ».

Baudoin Galler a appris « la nouvelle » alors qu’il se trouvait à New York. « Je portais une écharpe qu’Elif m’avait offerte après avoir déchiré ma chemise en dansant,raconte-t-il. Pour me sentir un peu plus près d’elle, je l’ai alors bien serrée autour de mon cou. »

Cyril Bensimon

Le Monde gazetesi, dünkü sayısında, 13 Kasım saldırılarında hayatını kaybeden, Türk ve Belçika vatandaşı Elif Doğan’ın anısına bir yazı yayınladı.

Yazının, Türkçe tercümesi için Serengül Gökdemir’e teşekkür ederiz.

Tam manasıyla ehlizevk Elif Doğan

Keskin, yumuşak bir bakışı, güzel kahverengi saçları ve özellikle de bir yaşama sevinci vardı. Elif Doğan arkadaşı Milko Jozic ile hayatının baharında vuruldu. Ümit edelim ki, tercihen doğal şarap kadar, elinde bir kırmızı şarap kadehi la Bonne Bière’in terası tutkusu olsun.

Geriye dönüp bakıldığında kendisinin Facebook sayfası, katillerine bir meydan okuma olarak görünüyor. Sayfasında « şarap içiniz ve mutlu yaşayınız » « Loire (*ndTR) bölgesini) yabana atmak özür sayılamaz » gibi mesajlar yayınlamış.

Paris’te birkaç kez kaldıktan sonra, iki âşık, Ekim ayı başlarında Canal Saint-Martin yakınlarına yerleşmek üzere Belçikadan ayrılmışlardı. Çiftin yakın arkadaşlarından biri Sébatien Bovy , Elif’in anne babasının Türkiye’den gelip yerleştiği bu topraklardan çok uzun süre ayrıldığında, Wallonie bölgesinin tekdüzelik, kasvet ve ince yağan yağmurundan kaçmak için değil de, hasretini çektiği "Belli bir yaşam tarzı zevkinden istifade etmek, sofra ve iyi şarap kültürünü arttırmak "olduğunu anlatıyordu.

Bunu yaparken yine de belirli bir organizasyon duygusu ile yapma çabasındaydı. Belçikada şarap kurslarına katıldıktan sonra, bir bilgisayar firmasında beyin avcısı olarak görev yapan 27 yaşındaki bu Liejli’nin zaten iyi tasarlanmış bir planı vardı. « Paris’e ilk geldiğinde, bana şöyle söyledi : 45 restoranı gezmek, ve farklı 58 şarap çeşidini tatmak zorundayım. Hayali, Liège’de eski bir evi yenileyerek onu bir şarap barı haline dönüştürmekti ». diyor Sebastien. Kaybettiği arkadaşının güneş gibi, düzenli olduğu kadar da cömert olduğunu belirtiyor. « Rahatsız edici olmadan yüzsüz olmayı becerebilen » Elif’in onu öksüz bıraktığından beri teselli edilemeyen ve Liège yakınlarındaki Notre-Dame de Jupille Enstitüsünün sıralarından sırdaşı, Catherine Bomboir, « En çok bahşişi her zaman o bırakırdı » diye devam ediyor. Arkadaşını « tam manasıyla bir ehlizevk olarak tanımlayan Catherine « içinden geldiği gibi davranan, son derece samimi, matraktı. O hiç bir şeyi diğerleri gibi yapmazdı örneğin arkadaşlarının birinin oğlunun vaftiz annesi değil de, vaftiz babasıydı » diye ilave ediyor. « O pırıldayan ışıl ışıl biriydi. Tanıştığı her kişinin hayatında önemli bir yeri vardı » diyor arkadaşlarından bir diğeri Emilie Casman. Laure Aendekerk için ise « Elif benim en güzel dişil vuslatımdı ; bir dostane yıldırım gibiydi » diyerek tamamlıyor cümlelerini.

Baudoin Galler ise « haberi » New York’ta almış. « Dans ederken gömleğimi yırtıktan sonra Elif’in bana hediye ettiği bir atkıyı takıyordum. ». O sırada ona kendimi biraz daha yakın hissetmek için, ben de o atkıyı boynumun çevresinde çok sıkıca sıktım.” diye anlatıyor.
Cyril Bensimon
10 Aralık 2015

publié le 11/12/2015

haut de la page